GİMDES; AÇLIĞIN,SUSUZLUĞUN TOPYEKÜN YOKSULLUĞUN KOL GEZDİĞİ SURİYE’NİN İDLİB’İNDE.

GİMDES yıllardır kapı komşumuz Suriye’nin çilekeş, dertli, yoksuklluğun, açlığın iç ve dış savaşların girdabında ayakta durabilme mücadelesi vermeye çalışan Kardeşlerine bir nebze de olsa can suyu olmak için gönüllü kardeşleri ile bu insanlarla dertleşmek, yaralarına melhem olabilmek için kendini bu hizmetlere vakfetmiş Yönetim Kurulu üyemiz Halim GİRGİN kardeşimizin mihmandarlığında Suriye’ye koşmaya çalışıyor.Bu sebeple hazırladığımız yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için İdlib’in çamurlu sokaklarında soğunun kol gezdiği çadırlarında yardımları ihtiyaç sahiplerine dağıtıyorlar.

Bu ekipte bulunmuş bir kardeşimiz gördüğü manzaranın etkisinde duygularını şöyle paylaşmış.

‘İdlipte bir sabah, hayat yeni uyanıyor, erken saatler, hava ayaz soğuk. Montlar üstüste başlıklarımız kafamızda, ayağımızda sağlam ayakkabı, iki çift çorap. Sokakta yalınayak içe basık terliklerle şirin bir kız çocuğu, gülen gözlerle bize bakıyor. Kızın elinden tutmuş etrafına bakmayan çamurlar içinde elbisesi ile ya kardeşi ya arkadaşı. Üç tezgah iki raftan oluşan derme çatma bir bakkal dükkanına doğru gidiyor. Mihmandarımız üç çocuğu kollarından tutmuş bakkala götürüyor. Birazdan ahbap oluyoruz dükkan sahibi ile Türkiye’den olduğumuzu biliyorlar, hörmet ve saygı yüksek. Hemen bir kaç sandalye hazırlanıyor, küçük tüp üzerine çaydanlık konuluyor. Dükkana gelen giden kişilerin kültür ve yoksunluk ile şekillenmiş kılık kıyafetleri bize ızdırap veriyor. Bir kahve, bir parça lavaş ekmek içine sürülmüş salça ile karnımızı doyuruyoruz.

Daha sonra tezgah üzerinde veresiye defteri gözümüze ilişiyor. İkram etmeye çalışan dükkan sahibi ricamız üzerine defteri satın almamıza razı oluyor. Savaşın mahzun bıraktığı müslümanlardan dua bekleyen bir ağabeyimiz adına deftere borç yazdıran garibanların borcunu ödedik. Borçluların sevincini görmedik ama ahirette bu hayrı işleyenlerin çok sevineceğinden eminiz.

Burası Bilad’üş şam; bir zamanlar Emevi ve Abbasi saltanatının sürdüğü yerler. Diğer taraftanda doğu ve batı kültürünün kesiştiği sınırlar. Savaşların insanlık tarihi ile kadim olduğu yerler. Gerçekten kırsalında yaptığımız gezilerde görüyoruzki zengin bir toprak. Her yer ben zengin bir kültür ve verimliliğe sahibim diye bağırıyor. Zeytin ağaçları gezdiğimiz her tarafta var.

Toprak ta zengin, ensarın kültürü de. Savaş olunca ümmet bağı çerçevesinde birleşen kalpler var burada. Özbek, Pakistan, Fas, Türk, kürt, arnavut, Çerkez herkes bir yaraya merhem olma çabasında. Değerlere sahip çıkınca dert te aynı yerini acıtıyor bu insanların. Sıkıntı karşısında verilen tepki, ırksal değil zihinsel farklılıklar gösteriyor. Uç örneklere şahit olacak bir coğrafyadayız. Ege denizinde sıkıntıdan kurtulmak için çoluk çocuğu ile karanlık sulara ve geleceğe şişme bir bot ile kaçmaya çalışanlar da var. Kurulu bir düzende refah içinde yaşarken ümmetin bu derdini içine sığdıramayan, herşeyi bırakarak burada fiziki dertleri kucaklayanları da.

News Reporter