Haberler Makaleler

AVRUPA’ DA İSLÂM DEVLETİ KURULAMAZ MI?

Dr.Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER
‘’Ey Hıristiyanlar en son cenazenizi Müslümanlar gömecek.’’ (Der spigel 1980’li yıllar). O yıllarda Bizimle de bir roportaj yapan Der spigel’in kapak başlığı böyle yayınlanmıştı

Almanya’da bulunduğumuz1981-1984’lü yıllarda Milli Görüş çatısı altında yayınladığımız HİCRET DERGİSİ’ndeki bu makalemizi Türkiye’ye döndükten sonra da 2011 de HAYATINİÇİNDEN sitemizde okuyucularımıza sunmuştuk.

‘’İtiraf etmek gerekir ki bu soruyu önceleri biz de yadırgadık. Ancak, soru aklımıza geldikçe, alıştık,ısındık ve en sonunda pek alâ olabilir demeye başladık.Çünkü her şey Allah(c.c)’ ın takdiriyle olur.O istedikten sonra olmayacak hiçbir şey yok .Yeter ki insanoğlu istemesini bilsin.Görmüyor musunuz insanoğlu arzu edince fezaları fethediyor.Zaten dünya çalışma, say-ü gayret yeridir.İnsan dünyada çalıştığının karşılığını bulacaktır.Her şey Allah’ın (c.c.) tasarrufunda ve mülkündedir.Allah’ın (c.c) mülkünde Allah’a (c.c) şirk koşan insanlar devlet kurabiliyorlar da Allah’a(c.c) iman etmiş insanlar olarak Müslümanlar neden, Allah’ın kanunlarının hakim olacağı devleti istedikleri yerde kuramasınlar?’’

Özellikle bugün memleketlerinde, 30 milyon Müslüman kardeşimizin yaşadığı Avupa manen çökmüş, her tarafta ahlaksızlık kasırgalarının etkisi altında gün begün manevi yokluğa ve umutsuzluğa sürükleniyor. Anneler çocuk sevgisini kaybetmiş, ailede karşılıklı sadakat bağları çözülmüş, ana-baba yalnızlığa itilmiştir.

Avrupa’da; içki tüketimi süratle artarken, hastaneler, hapishaneler, akıl hastaneleri, alkolün geride bıraktığı deliler, hastalar, sakatlar ve suçlularla dolup taşıyor. Yine Avrupa’da gayri meşru çocuk sayısı hızla artıyor.Son istatistikler Evlilik dışı doğum %60’ı aşmaktadır. Cinsi sapıklık adeta meşru kabul edilir duruma gelmiştir.

Bütün bu menfi ve ahlak dışı gidişe, Avrupalı’nın manen bağlı olduğu Hristiyan kiliseleri ise hiçbir çözüm getirmemektedir. Hala, tahrif edilmiş İncil’i istismar etmenin ötesinde doğru yola götürücü hiçbir ciddi adım atamıyorlar. Kiliseler adeta boşalmıştır. Hatta bazı kiliseler hiç kimse gelmediği için kapatılmak zorunda kalınıyor.

Kilise sadece resmi merasimlerde boy gösteren politikacının istismar vasıtası haline gelmiştir. Hristiyanlık öylesine çöküyor ki ,her gün bir çok hristiyan kaydını kiliselerden siliyor. Cemaatsiz kalan kiliseler personellerini tasfiye ederken, kilise binalarından bazıları Müslümanların eline geçerek cami haline getirilmektedir. Buna karşın Müslümanların mescit ve camilerinin sayıları hızla artmaktadır.

Televizyon programları ile, gazete ve mecmualarla, seks mağazaları ile Avrupa’lı insan devamlı bir telkin altında soysuzlaştırmaya çalışılmaktadır.

Bedbin ve ümitsiz bir istikbale doğru sürüklenen Avrupa, belki de yüzyıllarca sömürgeci ve emperyalist müstekbir efendilerinin peşinde, dünya müstazaflarına yaptıkları işkence ve zulümlerin en çarpıcı bir cezasını çekiyor.

Bu gidişe karşı Avrupadaki Müslüman toplumun nüfusu sadece göçle artmıyor. Müslümanların doğum oranı da diğer dinlerin mensuplarına göre yüksek. Müslümanlar ayrıca Avrupa’nın genç nüfusunu oluşturuyor.

Tek Sağlam Olan İpe Allahın İpine Sarılalım:

İşte böyle bir ortamda, tek sağlam ipe yapışanlar kimlerdir? İslam davasının yolcuları gerçek Müslümanlar. Bugün Avrupalılar Müslümanlardan ve İslam’dan korkuyorlar.

Yüzyıllar önce atlarla, hatta yürüyerek Viyana önlerine kadar gelen Müslümanlar, Avrupa’yı İslam’ın emrine sokamadılar ama, onların torunları belki de bugün bu fırsatı yakalamışlardır.Avrupalı’nın kendi arzusu ve kendi daveti ile gelip,buralara yerleşerek, 60 yıldır Avrupa’ya yavaş yavaş damgalarını vurmaya başlamışlardır. 60 senedir yapılan modern binalarda, kurulan fabrikalarda, üretilen makinalarda, yer altında,yer üstünde Müslümanların, kimsenin silemeyeceği, gasp edemeyeceği haklarının ve alın terlerinin damgası vardır.Getirmek belki kolaydı. Fakat Müslümanları kendi istedikleri şekilde göndermek pek kolay olmayacaktır. Müslümanlar ancak yeni yeni toparlanmaya başlamış ve Avrupa’da İslami bir alt yapı teşekkül ettirmektedirler.

Artık gazeteler; televizyonlar istemeseler de İslam’dan bahsetmek zorundadırlar. Avrupa insanından bazı akıllı düşünce sahibi olanlar İslam’a ilgisiz kalamamış ve İslam’ı tetkike başlamışlardır. Yıllar önce,rahmetlik olmadan önceParis’te Prof.Muhammed Hamidullah beyle görüşürken Fransa’da her gün 5-10 Fransız ‘ın İslam’ı seçtiğini belirtmişti.Halen sadece Fransa’da 7 milyon Müslüman’ın yaşadığını duymak gerçekten heyecan verici. Ya İngiltere, Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika hatta İspanya’daki İslam saflarına geçen Avrupalılar’ı düşünürsek, yer yer Avrupa Birliği yöneticilerinin ve medyasının İslama karşı ahlaksız ve cüretkar tavırlarının, Müslümanları Avrupa’dan kovma telaşlarının sebebinin sadece ekonomik olmadığını anlarız.

Ne var ki korkunun ecele faydası yoktur.Eğer Rabbimiz Avrupa’da İslami inkılabı takdir etmişse hiçbir beşeri güç bunu önleyemez.1976’da gittiğimiz Rusya’da o korkunç baskı içerisinde bile Müslümanların hızla dinlerine sahip çıktığına, 2015’li yıllarda gittiğimiz Moskova’da ise pekçok caminin açıldığına şahit olmuşuzdur. Komünizm zulmü bile islam’ın nurunu söndürmeye gücü yetmemiştir.

Bin bir eziyete katlanıp Avrupa ortalarına kadar gelerek ,birçok savaştan sonra geri dönmek zorunda kalan ceddimizin torunları olarak Cenab-ı Hak bizlere Avrupa’da oturmayı, çalışmayı ve İslam’a hizmet etmeyi nasip buyurmuş. Bugün Avrupa İslama uyanıyor.

Bunun kıymetini iyi bilmek ve hakkını vermeye çalışmak zorundayız.Bizi hiçbir zorba güç elde ettiğimiz bu haklarımızdan vazgeçiremez. İnanıyorsak mutlaka biz daha güçlüyüz.

İslami hizmetler içinde olan kardeşler, bu anlayışla hizmetlerine çeki düzen vermelidirler. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz. Biz bu yolda azimle yürüyelim. Allah (c.c)’da mutlaka bize yardım elini uzatacaktır. Gayemiz zulümle, kaba kuvvetle insanları batıl ve sapık yollara sürüklemek değildir. Gayemiz insanları huzura, mutluluğa, kardeşliğe, adalete çağrıdır. İslam’ın tebliğini yapmaktır. Bu güzellikleri evvela nefsimizde sindirir, sonra da Avrupalı ’ya gösterebilirsek işte tebliğimizi yapmış olacağız.

Gönüller fethedildikçe İslâm güneşi Avrupa semalarında yükselecek pırıl pırıl ışıklarını saçaçak ve işte o zaman İslâm Devleti ve nizamının kurulduğu yepyeni bir çağ başlayacaktır.