HELAL SERTİFİKA ALMANIN ÖNEMİ VE NASIL ALINDIĞI

Untitled

GİMDES  BİR  İHTİYAÇTAN DOĞMUŞTUR

   HELAL YAŞAM  ALLAH’IN BİR EMRİDİR!..

HELAL, bir Müslümanın hayat standardının olmazsa olmazını teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar HELAL dairesi içerisinde yaşamak en önemli hedefidir. Bu hedefinin en önemli halkası ise HELAL Lokma’dır.

Müslüman insan boğazından geçecek her lokmanın hesabını Allah(cc)’a vermek zorundadır. Bu sebeple, bir Müslümanın yediği içtiği her lokmanın mutlaka HELAL olması şarttır. Maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve feyizli devam edebilmesinin en önemli güvencesi HELAL Lokmadır.

Global iletişim imkanlarının artması, yüz yıla yakın bir zamandır kendisine dayatılan modern yaşantının ve bu yaşantının sunduğu ürünlerin mutluluk ve sağlık yerine mutsuzluk, sıkıntı ve sağlıksız yaşam getirmesi, İslami yaşantının yoğunlaşmasına ve buna paralel kaybettiği kendine ait yaşam tarzını aramaya başlaması adım adım onu helal ürün arayışına sevk etti.

Geldiğimiz nokta henüz işin başlangıcıdır. Müslüman ümmetin uyanışı henüz yeni başladı. Eski sömürücü patronlar küresel pazarlarını kaybetme korkusundan olacak, devletleri ile, uluslararası firmaları ile gelişmeyi engellemeye çalışıyorlar. Fakat bütün bu engellemelere rağmen süreç devam edecek ve hedefine ulaşacaktır. Bugün görünen pazar hacmi helal ürün bazında 850 milyar ABD Doları, toplam helal pazar ise 2 trilyon ABD Doları seviyesinde tahmin edilmektedir. Bu pazarın daha % 14’ü gerçekleşmiş gözüküyor.

KOSHER Mİ, HELAL Mİ ?

15 milyon nufuslu Musevi toplumunun Kosher ürün pazarı 250 milyar dolar. Bu nüfusa bu rakam çok büyük. Araştırdığımız zaman görüyoruz ki bu pazarın en büyük müşterileri başta Müslümanlar ve Musevi olmayan diğer insanlardır.

Kosher’li ürün pazarı dünyada 250 milyar dolar olmasına karşılık, Helal gıda pazarı 850 milyar dolardır. Deri, kozmetik ve ilaç ürünleri ile birlikte 2 trilyon dolarlık devasa bir Helal ürün pazarına Türkiye’nin bigane kalması düşünülemez. Kaldı ki “HELAL GIDA” nüfusun büyük çoğunluğunu teşkil eden Müslümanların olmazsa olmazları arasında en ön sırayı teşkil etmektedir.

2 milyara ulaşan bir Müslüman nüfusun, tükettiği ürünler hakkında bilgisizliğini ve bilinçsizliğini henüz tam olarak giderememiştir.Bu bilinçsizlik ve bilgisizliğin sonucunda  Müslümanların  tüketmekte olduğu ürünlerin büyük bir kısmında ekonomik, biyolojik ve kültürel içeriklerinin gayri müslimlerin kontrolünde  kalmasını, bu da bu güçlerin ümmet üzerinde baskı oluşturmasının devamı gerçeğini  göstermektedir.

Pek çok ülke bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor.

Helal bütünlüğün sağlanması için şirketlerin, birliklerin ve ülkelerin farklılıkları birleştirici, ortak bir zeminde buluşturulmaları ve üretici firmaların kalite ve çalışma yöntemlerinin standartlarını yükseltmeleri gerekiyor. Geniş halk kitlelerinin bilgi ve bilinçlerinin artırılması için STK ve Medya tarafından yoğun çalışmalar yapılmasını gerektiriyor. Uluslararası Fuarlar ve Konferanslar bu sürecin gelişmesinde çok önem arz eden sosyo ekonomik etkinliklerdir.

 

 

 

 

ARTIK  DÜNYA HELAL GIDA PAZARI  VAR

Zehirli ve zararlı madde içermeyen, GDO’yu dışlayan, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, tekstil, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor ve devam edecektir. Dünya’da hızla yükselen bir Pazar  “Helal Gıda Pazarı”dır. Bu pazarın kilit anahtarı ise
Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri’ şeklindeki yaygın anlayış tashih edilmeye muhtaçtır. Bu pazarın esas kilit anahtarı Endonezyadır, Malezyadır, Amerikadır ve Arap Körfez ülkeleridir. Avrupa bu pazardan pay almanın önemini yeni yeni fark etmeye başlamıştır. Bir gerçek var ki Helal pazarın trendi hızla yükseliyor. Bu da şaşılacak bir şey değildir. Dünya’da 2 milyar Müslüman nüfus var.

HELAL  SERTİİFKALAMA DA TÜRKİYE’NİN DURUMU

Bugün dünyada Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelere ilaveten, azınlıkta oldukları bir çok laik ve/veya Müslüman olmayan ülkelerde de helal gıda belgeli ürünler piyasaya arz edilmekte ve helal gıda belgelendirmesi ile ilgili faaliyetlerde bulunulmaktadır. Bilhassa, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu gibi bölgelerde ithal edilen gıdalarda “Helal” logosu bir zorunluluk haline gelmektedir.

Uluslararası gelişmelere ve global eğilimlere karşı durmanın ülkemize zarardan ve vakit kaybından başka bir şey getirmediği tecrübelerle sabittir. Helal gıda sektörü canlandırılarak, Türkiye’nin ekonomik yapısına katkıda bulunabilecek bir başlangıç noktası yakalanabilir. Böylece, tüketici daha seçici davranabilecek, dışarıdan döviz ödeyerek getirtilen ve helal garantisi olmayan gıda ve katkı maddelerinin pek çoğunun ithali azalarak dış ülkelerdeki Müslümanların helal sertifikalı ürün talepleri Türkiye’den daha güçlü bir şekilde sağlanabileceği için de ihracat hacmi artacaktır.

Dünya pazarında 850 milyar dolarlık bir büyüklüğü olduğu söylenen helal gıda piyasasında ülkemiz, diğer faaliyetlerinde olduğu gibi etkin ve öncü olmalı ve bu konu ülkemiz ve kamu çıkarları doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Türkiye, söz konusu standarda ilişkin belgelendirmeyi, hem gıda üreticileri için hem de gıda servisi hizmeti veren işletmeler için yapmalıdır.
Türkiye’de Helal Gıda standardı almak ihtiyari (isteğe bağlı) olmaktadır.Bu nedenle, Helal Gıda belgesi bulunmayan üreticilerin veya kurumların ürettiği gıdaların helal olmadığı anlamı kesinlikle çıkarılmamalıdır. Helal Gıda belgesi yapılacak denetimin ardından şirketin denetimde uygun görülen ürünlerine verilmektedir.Belge alan kişi ya da kuruluşlar, taahhütlerine uygun üretim yapıp yapmadığı konusunda da denetlenmektedirler.

Gıdalarda helal olma şartı ile birlikte sağlığa uygunluk ve safiyet de olması gereken şartlardır. Böylece Helal Gıda standardı, uluslararası kontrol birimlerine gıda emniyeti konusunda destek hizmeti de sağlayacaktır.
Ülkemizde GİMDES   Helal Gıda ve Helal Sertifikalama konusunda önemli mesafeler kat edilmiştir.GİMDES olumsuzlukları giderme yolunda 8 yıldır çalışmalarını sürdürmektedir.

GİMDES yapmış olduğu uluslarası çalışmalar ile Helal arenaya da sıçrama yaparak Helal Pazarda uluslararası bir kimliğe ulaşmış bulunmaktadır.Hatta 2012 yılı itibari ile bu kimliğin temsilcisi konumundadır. Bugün GİMDES Helal Sertifikalamada faal en büyük çatı kuruluşu olan WHC(World Halal Council-Dünya Helal Konseyi) nin başkanlığına getirilmiştir.GİMDES akreditasyonları ile de dünyada önemli bir fark oluşturmaktadır.

2010 ve 2011’de WHC’in Kongresinin Uluslararası Helal Ürün Fuarı ile birlikte Türkiye’de yapılmış olması Türkiye için ve dünya Helal Pazarı için büyük bir önem taşımaktadır.2012 yılı itibari ile 1 Eylül 2012 Uluslar arası Helal ve Sağlıklı Ürünler Konferansı ve 11 -14 Ekim 3.Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı  Türkiye’nin  Helal Gıda Pazarında önemli derecede  aktiflik  kazanmasını sağlamaktadır.

İngiltere’de ve Fransa’da ünlü perakende markaları talep karşısında özel raflar ve reyonlar kurmaya başladı. Buna aldanmamak gerekir. Batı oldum olası belli etmeden tahakkümcüdür. Güç karşısında boyun eğer gibi gözükür yine işin başında olmaya çalışır. Burada da Helal ekonominin büyüklüğünü farkında. Bu ürünün müşterilerinin de uyanmaya başladığının farkındadır. Bu yüzden, bu pazarın en iyi oyuncusu ben olurum diye meydanlarda.Helal sertifikalı ürün pazarını bu eski patronlar ele geçirirlerse değişen hiç bir şey olmayacaktır.Bu piyasaya öncelikle Müslüman firmalar sahip çıkmalıdır.

Pek çok ülke yalnızca gıdada 850 milyar (toplam helal ekonomide 2 trilyon) ABD doları aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor. Pazardaki çeşitlilik helal kavramına da yansıyor.

Bu gerçeği asırlar önce Allah(cc) son Kitab’ında adeta ihbar edercesine bildirmektedir:

‘O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.(Sure 2,Ayet 205)’

Tarihinde görülmemiş büyük bir bozgunculuğun tehdidi altında olan İnsanlık bu felaketi farkına varmaya başlamıştır. Ancak bu felaketin altından İslamsız kurtulması ihtimali muhaldir. Organik Tarım Projelerinin bu sebeple GDO ile mücadelede bayrağı elinde tutan Avrupa da dahi %100 gerçekleşebilme imkanını yakalayamamakta olduğu resmi raporlarda belirtilmektedir.

Bütün insanlığın helal ve sağlıklı yaşam tarzının garantisi ancak embiryondan, tohuma kadar helal standardının uygulanması ile sağlanabilecektir. Allah(cc)’ın tüm insanlara hitap eden son Kitab’ında ki ayet de bu gerçeği açıkça ilan etmektedir:

‘Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.(Sure 2,Ayet 168)’

Helal Gıda ve Helal Sertifikalama etrafındaki Küresel yayılma en nihayet ülkemizi de etkiledi ve 2005 yılında GİMDES kurumunun kuruluşu ile önemli bir boyut kazandı. Öncelikle uygulamalarda dikkate alınacak esaslar ‘’GİMDES Helal Standardı’’ başlığı ile kitapçık haline getirildi Bu standarda göre uygulamalar başlatıldı.

Dikkat edilecek en önemli husus, bu sertifikayı verecek kuruluşun statüsü, İslami kararları verecek kadronun İslam dininin mezhebi farklılıklarını da dikkate alarak, tarihi misyonuna yakışır liyakat ve yeterlilikte olmaları, toplumumuza empoze edilen nevzuhur MODERNİTE uğruna İslamın yaşam tarzından taviz kopartmadan sertifika kararlarının oluşturulması olmalıdır.

Allaha  yar ve yardımcımız olsun

News Reporter